İnovasyon dünyasına adım atmak isteyen her girişimcinin veya işletme sahibinin yolu er ya da geç TÜBİTAK’ın o meşhur destek programlarıyla kesişiyor. Ancak başvuru ekranını açtığınızda karşınıza çıkan 1501 ve 1507 kodlu programlar, bazen hangisinin sizin için doğru liman olduğu konusunda kafa karışıklığı yaratabiliyor. Esasında her iki program da temelde aynı amaca hizmet ediyor: Şirketinizin riskli ve maliyetli olan Ar-Ge süreçlerine destek olarak fikirlerinizi ticarileşebilir ürünlere dönüştürmek. Yine de bu iki programın ruhu ve beklediği olgunluk seviyesi birbirinden oldukça farklı.

Eğer şirketiniz Ar-Ge kültürünü artık bir gelenek haline getirmişse veya elinizde bütçe sınırlarını zorlayacak kadar büyük, teknolojik derinliği yüksek bir proje varsa 1501 Sanayi Ar-Ge Destek Programı sizin için en uygun seçenek olarak öne çıkıyor. Bu programı bir maraton gibi düşünebilirsiniz; zira burada herhangi bir bütçe üst sınırı bulunmuyor ve projenizi 24 aya (uzatarak 36 aya) kadar yayılan geniş bir zaman diliminde tamamlamanıza olanak tanınıyor. KOBİ ölçeğindeki firmaların sürdürülebilir büyümesine odaklanan bu programda yaptığınız harcamaların %75’i hibe olarak geri ödeniyor. Yani büyük hedefleriniz için TÜBİTAK, projenizin en büyük finans ortağı haline geliyor.

Öte yandan, her devasa projenin bir yerden başlaması gerekir ve işte tam bu noktada 1507 KOBİ Ar-Ge Başlangıç Destek Programı devreye giriyor. Bu programı Ar-Ge dünyasına giriş bileti veya bir sıçrama tahtası olarak görebilirsiniz. Eğer daha önce hiç TÜBİTAK desteği almadıysanız veya elinizde hızlıca prototipe dönüştürmek istediğiniz, nispeten daha mütevazı bütçeli bir fikir varsa 1507 sizin için doğru adres olacaktır. 18 ay gibi daha çevik bir sürede tamamlanması beklenen bu projelerde 3,5 milyon liralık bir bütçe tavanı olsa da sağlanan %75’lik hibe oranı küçük işletmelerin üzerindeki o ağır finansal yükü ciddi şekilde hafifletiyor. Bir firmanın bu programdan en fazla beş kez yararlanabilmesi de aslında TÜBİTAK’ın size “Burada kaslarını geliştir, sonra seni 1501’in büyük ligine bekliyoruz” demesinin bir yolu.

Tabii ki bu desteklerden yararlanabilmek için doğru zamanda, doğru hazırlığı yapmış olmak şart. 2026 yılının ilk çağrı dönemi için takvim oldukça net bir şekilde işliyor; 1507 programı için 16 Marta, 1501 için ise 30 Marta kadar başvuruları tamamlamış olmanız gerekiyor. Ancak asıl kritik nokta, sadece bir dosya hazırlamak değil projenin yenilikçi yönünü, pazar potansiyelini ve teknik yeterliliğini akıcı bir dille anlatabilmekte yatıyor. Unutmayın ki Ar-Ge sadece laboratuvarlara hapsolmuş bir çalışma değil sonunda bir katma değer yaratan ticari bir başarı hikayesidir.

Sonuç olarak hangi programı seçerseniz seçin, TÜBİTAK desteği almak sadece maddi bir kaynak sağlamakla kalmıyor aynı zamanda şirketinizin teknolojik yetkinliğini tescilleyen prestijli bir referans oluyor. Eğer projeniz henüz fikir aşamasındaysa ve hızlı bir başlangıç yapmak istiyorsanız 1507 ile yola koyulmak ancak sınırları olmayan büyük bir Ar-Ge yolculuğuna çıkmaya kararlıysanız 1501’e yönelmek en stratejik adım olacaktır. Her iki yolun sonunda da hedef aynı: Türkiye’nin teknoloji üreten gücüne güç katmak.

Arzu Ayhan Eribol

Bize Ulaşın

Danışmanlık Hizmetlerimiz için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Benzer İçerikler